İnsan beklentisi kadar mutludur der Robin Sharma. Bu nedenle de formülünü sıfır beklenti sonsuz mutluluk olarak tanımlamıştır.

Farkında olsak da olmasak da beklentiler, hayatımızı şekillendiren sinsi parçalardır. Sinsi diyorum çünkü kaleyi içten fethetmeye çalışır, çoğu zaman da başarılı olur. Biz de bu durumları kendimize yenilince fark etmeye, bazen de fark edemeden onunla ya da onlarla birlikte yaşamaya çalışırız.

Her konuda birilerinden, bir şeylerden, olaylardan beklentiye gireriz. Bunlar gerçekleşmediğinde ise hayal kırıklığına uğramak kaçınılmazdır. Bunlara rağmen beklentiyi fark edemediğimiz takdirde, ardı arkası kesilmeyen hayal kırıklıklarıyla birlikte yeni beklentilere de yelken açarız.

Power of Positivity adlı sitede beklentiye girmememiz gereken 10 şey aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.

  1. Başkalarının sizin doğrularınıza göre yaşamasını beklemeyin.  
  2. Mükemmel olmalarını beklemeyin.
  3. Her söylediğinize katılmalarını beklemeyin.
  4. Zihninizi okumalarını beklemeyin.
  5. Her düştüğünüzde kaldırmalarını beklemeyin.
  6. Sizi her zaman anlamalarını beklemeyin.
  7. Sizin onlara davrandığınız şekilde davranmalarını beklemeyin.
  8. İnsanlar değişir. Yıllar önceki haliyle aynı olmalarını beklemeyin.
  9. Her zaman yanınızda olmalarını beklemeyin.
  10. Sevgi listenizde ilk sıraya kendinizi koymadan, başkalarının sizi ilk sırada sevmesini beklemeyin.

Peki, neden beklentiye gireriz?

Değer görmek için mi? Kişisel kimliğimizin oluşturduğu egoyu tatmin etmek için mi?

Bence hepsi. Hangi konu için savaşıyorsak uğruna harcadığımız çabanın karşılığını bekliyoruz. Eşit çaba harcanılacağını düşündüğümüz için de karşılığında aynı değeri görmek istiyoruz. Aynı çaba ile karşılaşılmadığında ise oluşan duygular, kişinin farklı tepkiler vermesine sebep olacak, belki de bir boşluğa hapsedip kendini toplaması için zamana bırakacaktır.

Beklentiyi tetikleyen bir diğer şey de karşılaştırmadır. Sosyal medyada gördüğümüz ya da gündelik yaşamda bir araya geldiğimiz kişiler, bizim kendi durumumuzu onların durumuyla karşılaştırmamızla sonuçlanır. Kişi bu noktada kendini değersiz hissedebilir. Benzer durumlarda alması gereken tepkiyi, gelişen olaylarda oluşması gereken sonucu yaşadığı olaylarla karşılaştırır. Onun için duyduğu ya da gördüğü durumlar yaşanılması gereken bir kalıptır artık, artısını ya da eksisini bu kalıba göre yorumlamaya başlar.

Beyhan Budak beklentiler ile ilgili yayınladığı videosunda insanları sıfır noktasından başlatmamız gerektiğini söyler. Böylece karşılaştığımız birine karşı şekillendirdiğimiz o yapıyı bozabilir, beklentiyi sıfırlayabiliriz. Kolay bir süreç olmasa da öncelikle bunu hangi zamanlarda yaptığımızı fark etmemiz gerekecektir. Şu an içinde bulunduğunuz zamanda sizi yönlendiren, hayal kırıklığına uğratan ya da hali hazırda hayal kırıklığı yaratmamış ama o anı bir pusuda bekleyen beklentileriniz nelerdir? Bunları belirledikten sonra belki biraz daha zorlayarak nedenine inebiliriz. Neden böyle bir beklentiye sahibiz? Nedeni belirledikten sonra nasıl en zor kısım olsa da, bunu da zamanla engelleyebiliriz.

Beklentilerimizin bizi mutlu edeceğini sanırız, sadece sonuca odaklanırız bu yüzden. Sonuç beklediğimiz çıktıya eşit değilse mutsuz olarak tanımlarız kendimizi. Mutluluğu bir neden sonuç ilişkisine bağlamadan, dışarılarda, kişilerde aramadan yaşamayı öğrenebildiğimizde mutluluğu bulmak çok daha kolaylaşacak. Kendimizi tanımadan mutlu olmanın tanımını da, hissiyatını da bilemeyiz.

Sıfır beklentide kalabilmemiz, formülü yakalayabilmemiz dileğiyle…

Beklentiler için yazdığım diğer yazım için tıklayabilirsiniz.

Posted by:neslihansezer

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s