Skip to content

Yardımın Gücü: Ben Franklin Etkisi

Herkese merhaba.

Daha önce hiç hoşlanmadığınız birine yardım ettiğinizde ona karşı duygularınızda bir değişme hissettiniz mi? Eğer hissettiyseniz hadi gelin bir de bu etkinin içeriğine bir göz atalım.

Bu teoriden kendi otobiyografisinde bahseden Franklin, rakiplerinin düşmanlığı ile nasıl baş ettiğini anlatmıştır. Konu şöyle gelişmiştir: Franklin, bir rakibinin kütüphanesinde nadir bulunan bir kitabın olduğunu duyunca kişiye bir mektup yazar ve kitabı birkaç günlüğüne ödünç ister. Aynı şekilde kitabı iade ederken de kişiye mektup yazar ve mektubunda rakibinin yaptığı iyilikten ne kadar minnet duyduğunu ifade eder. Bu tavrı birkaç kişide daha denemiş ve denediği kişilerin eskisine göre kendisine daha olumlu bir tavır sergilediğini görmüştür.

Benjamin Franklin’in otobiyografisinde yer alması, bu teorinin Franklin Etkisi adı ile anılmasını sağlamıştır. Franklin yine bu konudan bahsederken birinin bize bir iyilik yapmasının ikinci kez iyilik yapmasına olanak tanıyacağını anlatmaktadır.

Bu teori psikoloji biliminde bilişsel tutarsızlığa diğer bir ifadeyle bilişsel uyumsuzluğa yol açar. Sevmediğimiz ya da herhangi bir duygu beslemediğimiz birine iyilik yapmak, beynimiz tarafından mantıksız bulunur ve bu durumu kendi içerisinde çözmeye çalışır. Bir nevi duygular arasındaki bağlantıyı eşitler. Bir terazi görevi görerek, bilişsel uyumsuzluğa düşmemek için o kişiye karşı var olan duygular, pozitif bir yöne kaymaya başlar.

Bu konuyu destelemek için farklı araştırmalar yapılmıştır. Bir araştırmada, araştırmacı katılımcılardan deneyden kazandıkları paraları kendisine vermelerini rica eder. Bunları söyledikten sonra da sözlerine, verecekleri parayla kendisine çok büyük bir iyilik yapmış olacaklarını ekler. Bunun üzerine paralarını veren katılımcıların, araştırmacıyı daha sempatik bulmaya başladıkları tespit edilmiştir.

Beynimiz, gün içerisinde verdiğimiz kararların bizim için en faydalı olanını seçmeye odaklıdır. Eğer doğru olan seçeneği seçememişsek bahaneler üretmemizi sağlayarak uyumsuzluğa girmemizi engeller. Örneğin; diyet yapan birinin kendisine uzatılan tatlıyı yemesi üzerine beynimiz, o tatlı için haftalık tatlının o öğün olduğunu sağlamamızı ya da ertesi gün 1 saat daha fazla egzersiz yapmamızı hatırlatarak bilişsel tutarsızlık durumunu yaşamamıza engel olacaktır. Bu örnekler, bilişsel uyumsuzluk durumunu daha net anlamımızı sağlayacaktır.

Peki, yardım istenen kişinin beyni nasıl düşünüyor?

Yardım istenen kişi aslında o kişiye karşı herhangi bir olumlu duygu hissetmemektedir ancak yardım talebini de geri çeviremeyecektir. Yardım isteğini yerine getirdikten sonra kişinin beyni, olumlu bir his uyandırmayan bu kişiye karşı yapılan işin mantıklı bir cevabını bulmaya çalışacaktır. Bu da en yakın seçeneğe yönelmektir. Çünkü, kişi sevdiklerine yardım etmek ister. Ancak bu durumda sevilen biri bulunmamaktadır. Tutarsız duruma düşmemek için o kişiye karşı olumlu duygular beslenecektir. Bu da teorimizi destekleyen bir sonuca ulaştıracaktır bizleri.

Şimdi teoriyi doğrulamak için sıra bizde. Bir makalede şu örneklerden bahsedilmişti:

  • İş arkadaşınızdan ödünç kalem isteyin.
  • Yolda gördüğünüz birinden fotoğrafınızı çekmesini isteyin.
  • Ve eskiden samimi olduğunuz birinden geçmişe dönük anlarınızda yaptığınız bir işi tekrar yapmasını isteyin.

Konuyla ilgili aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere 🙂

 

 

 

 

 

1 Comment »

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: