Her anne, çocuğu için en doğrusunu yaptığını düşünür, buna inanır. Tüm sevgisiyle besler onu, onları. Doğruları öğretmek için kendi yöntemleriyle eğitir ya da eğittiğini zanneder. Ancak bu çemberin sonuçları beklendiği kadar pozitif olmayabilir.

Öğretme, öğrenme yolunda kendi yöntemlerini gösteren biri olarak tanışmıştım Ahmet Naç ile. Geleneksel sürecin dışında ilerlemesi ve bu ilerleyişin olumlu sonuçlarını da beraberinde paylaşması sanırım yöntemin gücünü net bir şekilde göstermişti bana. Öğrencilerin bir şey yapma zorunluluğu ile değil, öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini, araştırmanın, bilmenin verdiği heyecan ile eğlenerek öğrenmenin de mümkün olduğunu gösteren bir süreç olmuştu benim için.

İşte, bu kitapta da bir annenin bunu nasıl sağlayacağını işlemiş Ahmet Naç.

Altını çizdiğim birkaç cümle ile yazıya devam etmek istiyorum.

  • Çocuğum ne isterse o olsun, yeter ki mutlu olsun demek ezberlenmiş bir söylemden başka bir şey değildir. Kolaycılıktır, amatörlüktür, geçiştirmektir. Kendini iyi bir anne baba sanmanın, rahatlamanın ucuz bir yoludur.
  • Gerçek sen ile hayat arasındaki kendi çektiğin perde kalkınca, ne yaşarsan yaşa en güzel şekilde etki ediyor sana. İş hayatından özel hayatına kadar yaşam, herkesin içinde bulunduğu seyirlik… Görebilmek, duyabilmek, hissedebilmek yani gerçekten yaşayabilmek, var olabilenlerin ayrıcalığıdır.
  • Onu çok mu seviyorsun? O zaman istediği olmadığında bahane üretmeyecek bir çocuk yetiştir.
  • Bilginin, yaşanan her anı daha da güzelleştirdiği kesindi. Gözlerin gördükleri, burnun kokladıkları, kulakların duydukları ancak eğitilebilmiş bir zihinde en güzel şekilde hayat bulabiliyordu.
  • Çocukların bizim uğurlarına feda edeceğimiz hayatlarımıza ihtiyaçları yok, kendi hayatlarına ihtiyaçları var. Var olmasına izin vereceğimiz hayatlarına.

Ben bu cümleler içerisinde “Var Olmak” ile ilgili olanı seçerek devam etmek istiyorum.

Kitapta annelere, çocuklarının kendi hayatlarında nasıl var olabileceğini anlatıyor buna benzer cümleler ile. Çünkü kendi hayatını kontrol edebilen, onu istediği şekilde yönlendirebilen kişiler var olabilen insanlardır. Bence öğretilecek en zor şeylerden biri. Özellikle bunu yerine getirememiş olan bizler için.

Şimdi soru şu: Biz, kendi hayatımızda var mıyız?

Ne istediğimizi, nelerden hoşlandığımızı, ne yapmaktan nefret ettiğimizi, hangi durumlarda rahatsız hissettiğimizi, hangi durumlarda gerçekten mutlu olduğumuzu biliyor muyuz?

Kendimizde olan değişimlerin farkında mıyız?

Hepimiz günün gidişatında meşgul olduğumuz işlerin ağırlığı altında yaşıyoruz. Bu ağırlık o kadar kapsamlı oluyor ki, bitmesini istemek zorunda hissediyoruz kendimizi. Bitse de gitsek, şu toplantı geçse de rahatlasak, şu bitsin başka bir şey istemiyorum ile dolu pek çok cümleye ya tanık olmuşsunuzdur ya da kurmuşsunuzdur.

Anı yaşamak isteyen pek çok kişinin anları bunlarla doldurması ne yazık ki var olabilme tanımının zıddı. Benzer geçen tüm zamanlar, günler, aylar, yıllar her adım kendimize attığımız değil, kendimizden uzaklaştığımız adımların atılmasına sebep oluyor sadece ve çoğu zaman bunun farkında bile olmuyoruz.

Yaşadığınız o hayatı sorgulamaya başladığımızda ya da buna zorunlu hissettiğimizde, kendi hayatımızın ne kadarında var olabildiğimiz sorusunun cevabı şekillenmeye başlıyor. Çünkü bu soruya (Kendi hayatımda var olabiliyor muyum?) cevap bulmak sandığımız kadar da kolay olmuyor. Hem cevabı bulmak çok zorlaşıyor hem de kolaylıkla bulamamanın verdiği o telaş ile sandığımız anda bile kalmayı başaramıyoruz.

Ben bu sürecin, ne kadar sancılı olsa da yeni yaşamımız için doğru ve olması gerektiğini düşünüyorum. Çoğumuz bunun bilincinde yetiştirilmedik ve er ya da geç bu sorgu ile karşılaşacağız bizden farklı yerde süregelen hayatlarımızda. Eğer, bulunduğunuz yaşamın bilinmeyen o noktasında mutlu hissetmiyorsanız var olabilmeyi sorgulayın. Çünkü siz bunu fark etmeseniz, nedenini de açıklayamasanız da vücudunuz o mutlu olmadığınız ortamı içeriden bir yerlerden size haykırır. O gizli iç sese kulak verelim hatta duymaya çalışalım.

Daha önce gerçekleşmiş olan hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Şu an farkında olduğumuz konulara müdahale edebiliriz sadece. Bunun farkında olup hala değişmek için çabalayamıyorsan ve illa bir sorumlu arıyorsan bu artık sensin. Var olabileceğin bir hayat tasarla kendine. Ve yaşamayı orada öğren.

Sevgilerimle…

Posted by:neslihansezer

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s