Sevgili ben,  

Önceliklerimizi doğru belirleyemediğimizde, planlanan her işin, planlandığı şekilde nasıl gitmediğini daha doğrusu gidemediğini, herhangi bir şeyin nasıl hayatımızı darmadağın ettiğini beraber öğrenme fırsatı yakaladık. Hayat akışı sadece bizim izin verdiğimiz şekilde giderken, asla izin veremeyeceğimiz şeylerin olacağını da gördük ancak şu süreçte, izin verdiklerimize bir sınır koyamadığımız için çokça bocaladık. Çokça isyan ettik,  bolca şikayetle doldurduk “an”larımızı. Müdahale edebilir miydik? Belki evet, belki hayır. En azından çabalar görürdük ama biz, hem bizim istediğimiz şekilde çabalamayı reddettik hem de şikayet ederek zaten ‘bir gıdım’ bulunan motivasyonumuzu da eksilere indirdik. Bir yanımız hala umut ederken bir yanımız “Ya olmazsa?” sorusuyla içimizi bir fare gibi kemirdi. Tabi ki de olumsuza yuvarlanmayı tercih edip fareyi seçtik.

Vücudumuz bu dengesiz yaşama bir şekilde uyum sağladı. Etkilerini ne zaman görürüz? Bilinmez. Şu an ‘çok şükür’ evresinde her şeyden habersiz soluk alıp vermekteyiz. Kaybettiğimiz o umudumuzu bir ucundan yakaladık, kalan gücümüzle çekmeye çalışıyoruz. Gücümüzü de aramamız gerektiğini bilmeden… Bir yerlerde yatan bir şey var, ışık veriyor biliyoruz ama bu his mi yoksa içten içe kendimize attığımız bir tokat mı?

Yine koca bir soru işareti doğuyor hayatlarımıza.

Bir yandan da ipin ucunu yeniden kaçırır mıyız sorusunun yarattığı bir endişe var.

Peki ya bu sefer yakalayamazsak?

İşte bu endişe diğer her sorundan daha fazla etkiye sahip. Geride bıraktığımız her saniyedeki ben, ipi yakaladı mı kaçırdı mı sorularına müdahale edemediğimiz bir noktadayız. Kendimize bile bu kadar uzakken, kendimizden hala bir şeyler bekliyor olmak, zaten yeterince zorlaştırmıyor mu her şeyi?

Sevgili ben,

Sorulacak çok soru var. Özellikle bu sorular ‘evet’e ulaşıyorken. Kendimizden başka herkes ve her şey için harekete geçerken önceliği kendimizden sonsuza kadar uzaklaştırmayı da göze aldığımızın farkına varabildiğimizde, o günün adına değişim mi deriz yoksa bencillik mi?

Sevgili ben,

Haydi çık bir yolculuğa ve sadece kendini dahil et. Yoksa kendine ait bir dünyan yok mu? O zaman inşa et. Belki bu inşaat sırasında kendini de tanırsın ha?

Fırsat ver kendin olmaya ve kendini bulmaya. İçine kendini sığdıramadığın bu dünyaya, sadece kendini sığdırabileceğin bir alan yarat ve sığın oraya. Bunu hak ettiğini bil.

İpin ucunu kaçırdığını düşünüyorsan, düşündüren her ne yapıyorsan onu bırakmayı öğren. Öğrenince de bırak.

Şimdi başla, her şeyi ertelesen de kendini erteleme. Ertelenecek zamana hiçbirimiz sahip değiliz, bunu unutma.

Şikayet etme, etmemeyi öğren. Düzeltmek için çalış. Düzeltemiyorsan bırak. Bazı şeyler sadece seninle düzelmez.

Kendini sev, yapamıyorsan öğren. Şimdiden öğrenecekler listen doldu bile J

Sevgili sen,

Hareket sırası sende. Boşalt zihnini her ne dolduruyorsa ve başla inşaata. Kendine geç kalma.

Sevgiler “Ben”den “Sana”…

Posted by:neslihansezer

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s