Skip to content

Farklı Senaryoları Okuyabiliyor Muyuz?

Herkese merhabalar.

Yine uzun ve yoğun bir haftanın ardından dinlenebileceğimiz belki de daha çok yorulacağımız hafta sonuna merhaba dedik. Bu hafta sonu kimileri için sadece dinlenebileceği alanlar yaratmaya müsaitken, kimileri için artık kendi yaşamına dönme vaktini temsil eder. Bu rol bile hafta sonu denilince hayalimizde canlanan senaryonun şeklini belirler ve artık kendimizi sadece bu senaryoyu okurken ve canlandırırken buluruz.

Hafta sonuna bakışımız gibi, hayata bakışımız da aynı bu şekilde şekillenir bence. Çocuklukta bize aşılanan bir senaryo vardır ve hayallerimizi süsleyebilmek için sadece bundan besleniriz. Çünkü farklı olanı bize öğretmezler, farklı olmanı da beklemezler senden. Liseye gitme ile başlayan bu senaryo,  önce üniversiteyi bitirmeyle sonuçlanır ve iş bulma gibi ikinci bir senaryonun başlama nedenini oluşturur. İş bulduktan sonra da kendi hayatını kurman için evlilik adımını beklemeye başlarlar. Farklı bir senaryoyu seçmek isteyene önce şaşırırlar. Eğer kendi kafalarındaki başarı tanımını karşılıyorsa seçtikleri senaryo; tebrik ederler, belki de sadece izlerler. Yine de kafalarındaki o senaryoyu seçmediğin, farklı olana yöneldiğin için de eleştiriler de her zaman bir yerlerde seni bekler ve düştüğün, başarısız olduğun an saklandığı o kuytudan çıkarak, yanlışı seçtiğini sana kanıtlamak istercesine konuşmaya başlar. Ne kadar pişman olursan ve pişman olduğunu belli edersen o kadar mutlu olur, keyiflenirler. Biz sana söylemiştik laflarını dinlemeye başlarsın o zaman da. Bu lafların bitişini izlerken de bir o kadar nefret edersin seçtiğin senaryodan, hatta kendinden. Kendi kafandaki kalıpları kırmak için kendinde bulduğun o cesaret ezilip büzülür ve senden olabildiğince uzaklaşır artık. Bulmak için de epey aramak zorunda kalırsın. Tabi, sendeki o isteği bırakmayı başarmışsalar. Eğer, kararlılığının arkasındaysan hemen vazgeçmezsin, bir şekilde ayağa kalkarsın ve yeniden denemeye başlarsın. Ancak ayağa kalktığında kabul etmelisin ki artık eleştiriler çok daha ağırdır ve ilk darbesi çok fazla hasar verecektir sana ve ruhuna. Yine de ilerlemeye çalışırsın ama yavaş ama hızlı, ama sendeleyerek ama koşarak. Kendin için belirlediğin bitiş noktasına ulaşırsın. Artık çok daha fazla güçlü hissediyorsundur; çünkü yolda verdiğin mücadele sadece yolla ilgili değildir, eleştiriler çok daha fazla incitmiştir seni. Yine de başarmışsındır ve artık onlarla karşılaşmayacağını düşünürsün. Yanılıyorsundur. Başardıysan ve bir şekilde onların senaryosundan uzaklaştıysan da bu onları yıldırmaz. Yine çıkarlar önüne. Hala bizim senaryomuzu seçme imkanın var derler ve seni de aralarına çekmeye çalışırlar. Ne kadar güçlü olsan da ne kadar farklı yol seçsen de onlar bir şekilde seninle karşılaşmanın bir yolunu bulurlar.

İşte, bizim farklı olanı yaşarken verdiğimiz mücadele budur. Ve onlar vazgeçmedikçe de bu mücadeleyi vermeye devam ederiz. Onlar da bunu yapmaya, müdahale etmeye hakları varmış gibi karıştırmaya devam ederler hayatlarımızı. Bunlar onların hayat amaçlarıdır çünkü. Başkasının hayatına karışmak, eleştirmek ve bunu yaparken de rahatlamak. Hep bir yerlerde bizi düşürmek için var olacaklar. Peki, asıl soru: onlarla yaşamayı öğrenmemiz mi gerek yoksa hayatımızdan çıkarmamız mı?

Bu soru zor bir sorudur. Cevap belli olsa da hayatımızdan çıkarma işlemi epey yorucudur.

Madem sorularla bitiriyoruz. İşte size zor bir soru daha sormak istiyorum.

Siz başka birinin hayatını zorlaştırıyor musunuz?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: