Skip to content

Yüzleşme 20 – Temas Ettiklerimizin Farkında Mıyız?

Herkese merhaba.

Yüzleşme serisine ara vereli uzun zaman olmuş. Bu yazıyla kendimizi kendimize hatırlatalım istedim. Haydi yüzleşmeye…

Nilay Örnek’in Nasıl Olunur adlı podcast serisinde Ercan Kesal’i ağırladığı bölümde, şöyle bir cümleyi not etmişim: “Temas ettiğim şeyin peşine düşerim.” Peki, biz hayatımızda temas ettiğimiz şeylerin farkında mıyız? Yoksa temas ettiklerimiz bizden ayrı bir yerde farklı bir kişiyle temas etmek için beklemeye devam mı ediyor? Burada Ercan Kesal’in söylediği cümleyi ayırdım kenara ve üzerinde düşünmeye çalıştım. Benim temas ettiğim neler var? Farkında olduklarım, olabildiklerim ve teması hissedemeden yolumdan ayırdıklarım… Yolumdan ayırdıklarımla ben mükemmel bir fırsatı tepmiş mi oldum yoksa yeni bir öğrenme yolculuğunu mu kaçırdım? Yine bir sürü soru ve yine bir sürü sorgu anlayacağınız. Kaçırmış olduklarımla ilgilenmek belki benim şimdimi kurtarmamı sağlamayacak ama yarınımı kurtarmamı sağlayabilir belki de. Temas ettiklerimin farkında olabilirsem. Temas ettiğimin peşinde yorulmadan koşabilirsem.

Bazen de şöyle bir durum ortaya çıkabilir. Temas ettiklerimiz bizim amacımız olmayabilir. Amacımıza hitap etmeyebilir. Yine de öğrenme sürecinden kaçmalı mıyız? Hayat, sadece amacımıza götüren şeylerin peşinden koşmaktan mı ibaret olmalı? Temas etmişsek ama yine bizim alanımızda değilse teması hemen koparmalı mıyız dersiniz? Bilemiyorum. Bence söylenen cümlenin amacı da oydu. Her ne olursa olsun temas ettiklerin bir fırsat senin için. Amacın değil belki ama o sana değmeyi, ulaşabilmeyi başarmışken görmezden gelmeyi sürdürerek neye yürümüş oluruz ki? O senin yolunda bir rehber belli ki. Bir tabela. Hangi yöne dönebileceğine yardımcı olur belki. Hangi yöne girilmez, hangi yön çıkmaz sokak. Hangi yön nereye götürüyor, hangi yön ne ile karşılaştıracak seni. Temas ettiğin o tabelanın anlamını bilmezsen, öğrenmezsen çıkmaz sokaktan dönmek zaman kaybı olmayacak mı senin için? Belki de amacın çıkmaz sokağa girmektir kim bilir? Yine de tabelayı okumayı öğrenmekten vaz mı geçmeli?

Yine aynı podcast bölümünde altını çizdiğim cümlelerden biri de şuydu: “Bize sınavlarda ‘Takıldığın soruyu geç. Vaktin kalırsa yine o soruya dönersin.’ denilirdi. Gerçekten de çok doğru. Takıldığım soruda oyalanmaya devam etseydim diğer soruları hiç göremeyecektim.”

Sanırım hala sınavlara girerken kendimize hatırlattığımız ve başkalarına hatırlatmak istediğimiz önemli bir cümle bu. Takıldığın soruyu geç. Zaman kaybetme. Çoğu zaman kendi hayatımızda bunu uygulayamıyoruz maalesef. Takılmaya devam ediyoruz. Zaman akıp gidiyor. Takıldığımız durum orada hala. Bize bakıyor, çözüm bekliyor. Bir yandan da sağ tarafımızda bize rastlayan, selam verip geçen bambaşka durumlar var. Sol taraftan vazgeçsek, sağ tarafta bir sürü fırsatla karşılaşacağız belki ama sol tarafı da bırakıp gidemiyoruz. O zor soruyu çözebilsek çok puan kazanacağız ama sağ taraftaki 5 soruyu yapmak da aynı puanı getirecek. Hem o 5 soru sayesinde daha fazla seçenekle karşılaşmış olacağız. Daha fazla seçenek daha fazla şey öğrenmek demek bizim için belki de.  Daha fazla şey öğrenmekten vazgeçip aynı yerde saymaya devam etmeyi tercih ediyoruz fakat biz. Bir adım atmayı öğrensek, o sağ taraftaki 5 soru bize yeni teknik geliştirmeyi öğretecek ve o 5 teknik sol taraftaki soruyu çözebilmemizi de sağlamış olacak. Kim bilir? Hiç denemedik ki bunu. O zor soruyu yapmak daha önemliydi bizim için. O zor soruyu çözebilsek herkesin kahramanı olabilirdik. O zor soru saygınlığımızı arttırabilirdi. Zor soruyu çözebilmiş müthiş bir insanız sonuçta biz. Ama onu çözebildiğimizde çok daha fazla şey kaçırmış olma riskimiz hep var olacak. Ve o zaman kahraman olmuşuz, olmamışız hiç önemli değil. Geride kalmışız çünkü. İlla çözeceğim derken yanımızdakiler ilerlemiş. Artık çok daha fazla takılacak soru var önümüzde. Her bir takılma, yeni bir adıma dönüşecek ve koşturmaya çalışırken daha çok yorulacağız ve paniğe kapılacağız. Gelsin yeni stresler. Yeterince yokmuş gibi.

O zaman ne diyoruz kendimize: Takıldığın soruyu yapamıyorsan geç. Özellikle o takıldığın zaman çok fazla şey kaçırmana neden oluyorsa. Hiç çabalamadan da geçmek yanlış ilerlemeye sebep olabilir. Burada dikkatli olmak lazım. Hem kontrol etmek hem de doğru kararı seçebilmek, analiz edebilmek hayatımız için en doğru adımı atabilmemizi sağlayacaktır.

Şimdilik bu kadar. Konudan bağımsız olacak belki ama aynı podcast bölümünde kendime not ettiğim  bir cümleye daha sahibim. Yazının sonunda ona da yer vermek isterim.

“Hatırlamak seçerek unutmaktır. “

 

Sevgilerimle…

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: