Skip to content

Yüzleşme 12 – Kelimelerin Gücü

Merhabalar.

Bu yazıya başlarken bambaşka bir konuyu işlerken bulmuştum kendimi. Ama beni besleyenin o konu olmadığını anladığımda, temizledim yazdığım tüm satırları ve günlerce hatta aylarca kafamda dönüp duran başka bir konuyu sorgulamak istiyorum sizlerle: Kelimelerin gücünü.

Bu konunun başlığı tam olarak bugün son şeklini aldı kafamda. Ama aslında konunun başlangıç aşaması son sınıf olup da yüzleşebildiğim dil konusu ile başlamakta. Şimdi gelelim bu hikayenin başlangıç noktasına.

Hepimiz biliyoruz ki İngilizce öğrenmek en önemli sorunlarımızdan bir tanesi. Staj ve projelerimi gerçekleştirmek üzere gittiğim tüm firmalarda da ayrıca yüzleşmiştim bu sorunla. İşte, tam olarak bu noktalarda dururken içimde bir korku başlamıştı İngilizce için. Ne yapacağım? İngilizceyi ilerletemezsem iş bulmakta sorun yaşarım. Nasıl halledebilirim bu konuyu? Gibi farklı farklı sorular şekillendi ve içimin en karanlık yerine oturdu; günler, aylar hatta yıllar geçtikçe de o karanlık yerimde benimle birlikte büyüdü, durdu.

Birinci sınıfta yapmış olduğum stajımda tanıştığım tüm mühendisler, İngilizceyi hallet diyerek beni yönlendirmişlerdi aslında. Ama ben o an dilin önemini kavrayamamıştım ve öyle böyle derken çalışmış gibi yapıp aslında verimli çalışamadığım için son sınıfa da tam olarak İngilizcemi geliştirememiş olarak gelmiştim. Şimdi çok daha rahat bir şekilde kendimle yüzleşebiliyorum. Bahanelerime sığınmıştım, Erasmus sınavına girmemiştim; çünkü kazanmaktan aşırı bir şekilde korkmuştum. Bu kimilerine göre delilik gibi gelebilir ama cesaretsizliğimi o dönemde fazlasıyla ön plana çıkararak yaşıyordum. Orada yaşayacağım zorluklar bile benim gözümde kocaman bir dağ halini alıyordu. Hep şunu söylediğimi hatırlıyorum kendime: “Eminim 4. Sınıf olduğumda zorunluluktan İngilizceyi öğrenirim.”

Evet, artık 4. Sınıf değilim, mezunum ve hala İngilizceyi zorunluluktan tam olarak öğrenmiş sayılmam. Aslına bakarsanız, şu an tam bu yazıda, zorunluluğu sorgulamak istiyorum sizlerle. Zorunluluk nedir size göre? Ve zorunlu olarak bırakıldığınız işleri, isteyerek mi yapabilirsiniz yoksa zorunlu olduğunuz için zoraki bir şekilde yaparak mı? Sizleri bilmem ama ben, hayatımda hep zorunlu durumda bırakıldığım işlerden nefret etmişimdir. Mesela üniversite sınavlarında, sırf sınavda çıkacağı için bir kitabı okumak zorunda olmaktan nefret etmişimdir ve genellikle bir sınıfta o kitap okunmaz, okunsa da ne kadar verimli okunur bilemiyorum. Ezberlemekten nefret etmişimdir bir de. Nefret ede ede ama kalmamak için de mecburen ezberleyerek girdiğim çok sınav vardır. Ama işte bu zorunlu yaptığım ezberlerin kaçını hatırlıyorum sizce? Belki %20’sini. Onun için de bayağı bir ipucu almam gerekebilir.

Demek istediğim şey şu, bizim İngilizce öğrenme kısmında zorunlu bırakılmamamız gerek. İngilizcenin iş bulmak için değil, bir dilin hayatımıza etkisini bilerek adım atmamız lazım. Örneğin; İngilizce bildiğimizde; araştırma yaparken kaynak sayımızda hiç ummadığımız bir oranda artış olur, yurtdışındaki haberleri, gezi rehberlerini, makaleleri, blogları, sanatçıları rahatlıkla takip edebiliriz. Yurtdışına çıktığımızda zorlanacağımız durumların sayısı azalır. Biriyle iletişime geçmemiz gerektiğinde bu bizim korkmamızı gerektirmeyen bir durum haline gelir. Aynı zamanda biz de yaptığımız işleri(makale, tez, blog yazısı, video vs.) İngilizce halini de içerecek şekilde yayınlarsak bize de ulaşan kişilerin sayısı artacaktır. Bunun gibi birden fazla örnek sayabiliriz aslında. Bu tamamen sizin dili hangi iş veya durum için kullanacağınıza bağlı.

İşte, yazımın başında belirttiğim gibi; kelimeleri nasıl kullandığımız ruhen bizi etkileyen bir durumdur bana göre. Zorunlu olduğumuz işleri yapmak hem bize zor gelecek hem de o işi yaparken verim almayacağız. Bu da bizi, işleri olması gerekenden daha ileri bir tarihte gerçekleştirmek ZORUNDA bırakacak. Şuan derin bir nefes alıp İngilizce bildiğinizde, tamamen farklı bir dil için de geçerli bu durum, size hangi kapıların açılacağının bir listesini yapın. Ve zorunda olmayı bir kenara bırakıp onun için savaşmaya, mücadele etmeye başlayın, başlayalım. Her gün yeni bir şey öğrenelim İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca vs. kaynaklardan. Eminim, öğrendiğimiz yeni kelimelerin gücü ile daha da güçleneceğiz. Şimdi soralım kendimize: Güçlenmek istiyor muyuz?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: