Skip to content

Yüzleşme 13 – Hayata Dair

Herkese merhaba.

Uzun süredir kendime ve hedeflerime verdiğim bir aradan bugün dönüyorum. Bu öyle bir süreçti ki benim için inandığım, uğruna savaştığım, çabaladığım her şey benim için anlamsız bir yolculuğa dönüşmüştü. Hala etkisini üzerimden atabilmiş değilim. Biliyorum ki etkisini bir ömür kalbimde taşıyacağım. Ama ne diyoruz hep… Hayat devam ediyor.

Bu yazıyı yazmak için bir sebebim yok. Sadece içimde defalarca kendime anlattığım sözleri bir de somutluk kazandırma isteği ile açtım bilgisayarımı. Sonrası zaten aktı, gitti. İnanın, her gün defalarca yapıyorum bunu içimde. Çözemediğim bir şey var, başımı ağrıtan ama ağrısını asla dindiremeyen bir şey… Ama şunu bilmelisiniz ki, bu öyle diğer yazılar gibi sıradan bir yüzleşme yazısı değildir. Bu derininde gerçekliği barındırır. Geri gelmesi çok zor olan şeyleri, imkansızlığı barındırır. Kaçmak istesen de yüzleşmen gereken tüm o somutluğu barındırır. Bu kendinle olan değil, hayatla olan bir yüzleşme yazısıdır.

Evet, şimdi derinine inmek istiyorum konunun. 26 Aralık 2019. İş bulmanın sevincini yaşıyorum, aynı zamanda da hem yeni bir şehre hem de yeni birçok şeye alışmaya çalışıyorum. Tak, bir mesaj geliyor. Saat 14:38. Bir ses kaydı var mesajda, iki tane de tanıdığım gülümsemeleri barındıran fotoğraflar var. Biliyorum, her zamanki gülümsemesi var yüzünde. Benimle dalga geçecek mesajında. O kadar iyi tanıyorum ki onu. Bir yandan gülümsüyorum, bir yandan da içimden ona ne gıcıksın diyorum. Ama cevap vermeyi de unutmuyorum: Dinliycem.

İşte bu mesaj, bir daha atılamayacak diğer tüm mesajların habercisiymiş bana. Ama o an anlayamıyorsun işte. Sanki bir sonraki mesajın garantiymiş gibi davranabiliyorsun.

Neyse, o akşam onunla hiç konuşmuyorum. Denk gelemiyoruz, dışarıda oluyor. Annem ve babamla görüntülü konuşuyoruz ve o akşam üçümüz için de bitiyor. Ama birkaç saat sonra anlıyoruz ki o akşam annemle babam için hiç bitmemiş. Belki de bundan sonraki yaşamlarında hep o akşamda kalacaklar. Bilemiyorum. Sadece kendimi yanlarında olamamakla suçluyorum.

Bir akşam önce görüntülü konuşmuştuk. Yemek yapıyordum ve o her zamanki gülüşüyle benimle dalga geçiyordu: “Balım, dikkat et evi yakma.” diye. Onu tanıyanlar bilirler. Dalga geçerken ses tonu değişir. Beni kızdırmaya bayılır bu dalga geçişleriyle. O akşam da kızdırmıştı tabi. Ama beni son kızdırışı olacağını bilemedim.

Evet, geldik o güne. 27 Aralık 2019. Sabah kalktım, kahvaltımı hazırladım. Çünkü alışmışım bu düzene, devam etmek istiyorum. Evde de kimse yok. Ses olsun diye televizyonu açıyorum. Koltuğun karşısına geçiyorum benden kilometrelerce uzakta yaşananlardan habersiz. Keyfim yerinde yani. Tak, bir telefon. Halam arıyor. Saat 06:30. Tedirgin oluyorum. Ya onlara ya bizimkilere bir şey oldu diye. Açıyorum, titreyen bir ses. Abim zehirlenmiş. Hemen otobüs biletlerine bakıyorum ama hemen gitmem olanaksız. İşe gideyim, izin alır öğleden sonra feribotla giderim diyorum kendi kendime. Çünkü halam sadece zehirlenmiş korkulacak bir şey yok diyor, rahatlatıyor beni. Ama olayın gerçek yüzünü işe gelmemden yarım saat sonra arayan kuzenimden öğreniyorum. Sonrasını pek hatırlamıyorum.

Hep umudum var giderken. Öyle değildir, hastanede yatıyordur korkma diye. Tabi abimin maili telefonumda açık. Tak, bir mail geliyor abimin şirketinden. Vefat maili. Tüm umutlarım sönüyor. Neden vefat ettiğini bile oradan öğreniyorum. O yol o kadar sonsuz geliyor ki gözüme. Hiç bitmiyormuş gibi. Hiç gidemiyormuşum gibi. Kendime itiraf etmekte zorlandığım her şeyi, üzerime beton atılmış gibi bir ağırlıkta taşıyorum. Kötü haber tez yayılır derler ya, çok doğru. Her yerden mesajlar alıyorum, sıklıkla konuşmadığım insanlar arıyor. Oysa benim hala umudum var. Eve gidicem ve O orda olacak. Her zamanki gibi hoş geldin balım diyecek bana ve sonra sırtıma o kadar hızlı vuracak ki ben de ona kızacağım. Ve son, eve geliyorum. Evin önü kalabalık. Herkes bir anda üzerime atılıyor ama gözlerim hep annemi arıyor. Biliyorum o yıkılmıştır, kaldıramaz bu acıyı. En kıymetlisidir abim onun. Hatta çokça bu yüzden kızmışımdır onlara. Bir olup beni kızdırıyorlar diye.

Ama yok. Annem bir sarılıyor bana. Ağlamaktan sesi kısılmış, gerçek olmasını istemiyor sesi. Ama yorulmuş gerçekle savaşmaktan. Gözleri şişmiş, benim de gideceğimden korkarcasına sarıyor bedenimi. Sonra bir yanda küçücük bir beden sarılıyor bana: Ben babasız ne yapacağım diye ağlayan yeğenim. Sarıyorum onu, ne yapacağımı bilmeden.

Sonra geçiyor zaman birer birer. Son kez evine geliyor abim. Melek olmuş. Emin olamıyorum, orada yatan o, görüyorum. Bir yandan biri beni arkamdan tutuyor. Fenalaşırım diye herhalde. İstemiyorum kimseyi kaçıyorum o tutan kişiden. Babam gelmiş, annem gelmiş. Seviyor, okşuyor cansız bedenini. Korkuyorum soğuk olacak diye cildi. Dokunamıyorum. Hatta bir süre o solgun yüzüne bakmayı reddediyor gözlerim. Ama görmek de istiyorum. Bakıyorum son kez. Ve bir daha asla unutamıyorum. Bugün 18. akşam. Onsuz geçen 18 akşam. O ses kaydını, yolda eve giderken dinledim. O son mesajı, gelen mesajlara direnemedi. Çaresizce son sıraya düştü. Ve bir daha ilk sıralara çıkamayacak.

Hayalleri vardı. Eğer yaşasaydı, bugün o hayalini gerçekleştirmiş ve o hayalinin 11. gününde olacaktı. O hayalini gerçekleştirmeden önce Almanya’ya gitmişti. Ve sosyal medyada son fotoğrafını paylaşmıştı. Mutlaka bir daha geleceğim diye. Belki gidebilmiştir, bilmiyorum. Ama tüm bunlar birleşince derin bir boşluk oluşuyor içimde. Yeri doldurulamaz bir boşluk. Gidişin çok şey öğretti abicim. Hepimize. Anneme, babama ve biricik kızına. Görüyor musun bilmiyorum ama o 9 yaşındaki küçücük kızının kalbi o kadar büyük ki… Onunla gurur duyabilirsin. Geri kalan şeyler için de endişelenme, üzülme. Gittiğin yerde mutlu ol.

İşte, hayatımın bir kesitini paylaştım sizlerle. Benim için anlamı çok büyük. Yüzleşmelerimin de en büyüğü oldu. Sizin için aynısı olur mu bilmem ama sadece paylaşmak istedim. Ve o gün hep kendi kendime şunu söyledim: Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.

2 Comments »

  1. Herbirimiz ölecek yaştayız.
    Adil olduğuna kendimizi zannetmeye zorlandığımız hayat, yanıldığımızı bize bir kere daha gösterdi. Söz bitti dayım kızı. Yüreğinde yaşadığını okudum. Tebrik ederim. Allah rahmetiyle muamele etsin. Acımız büyük.

    Like

Leave a Reply to tamergodekoglu Cancel reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: